resimsarayi
  İSTANBULUN İLÇELERİ VE TARİHİ BİLGİLERİ
 

ADALAR

İstanbul Adalarının tarihine ait Bizans öncesinden pek az bilgi vardır. Bunlar Thimkus Artemiones gibi antik çağ yazarlarının eserlerinde bulunur Batı kaynaklarında Adalar, sayısız trajedilerin yaşandığı yerlerdir. Bizans tarihçileri bu manastırlardan ancak 8.yy dan itibaren söz etmeye başlarlar. Latinler İstanbul’a geldikleri zaman ( 1204 ), Venedik dükü Dandola, Latinleri Adaları yağma etmeye kışkırttı. Ancak, Latinler Adalara saldırmadılar. Adalar, 1302’de Eğriboz ve Girit korsanlarının saldırısına uğradı. Türkler’in Adalara gelişleri, Bizans İmparatoru Manuel Paleologos dönemine rastlar. 1412’de Musa Çelebi ile İmparator Manuel arasında Yassıada yakınlarında yapılan deniz savaşı, Adaları etkiledi. İstanbul’un fethinden yaklaşık bir buçuk ay önce, Fatih Sultan Mehmet’in kenti kuşatması sırasında, 17 Nisan 1453’de Baltaoğlu Süleyman Bey, Adaları ele geçirdi. Gustav Schlumberger, Adaların trajik tarihini, doğal güzelliği bakımından eş tuttuğu Capri’nin tarihine benzetir. Reşat Ekrem Koçu’nun Adaların trajik tarihini yorumlayışı ilg

inç v e çarpıcıdır. “Adalar, pitoresk bir tabiat yapısı ile zengin tarih haralarına sahiptir. Her adımda yirmi asırlık bir tarihin izine rastlanır.
Çam ormanlarıyla örtülmüş tepeleri, türlü kır çiçekleri bezenmiş vadileri, Marmara dalgalarının çırpındığı kıyıları, bir zamanlar buralarda taç ve tahtından mahrum edilmiş imparatorların işkenceler, mahrumiyetler altında ve korkunç bir sefalet içinde inleyip mahvolduklarına inandıramaz.” Adalar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 19. Yüzyıl ortalarına kadar kendi haline terk edilmiş, 1839 Tanzimat Fermanı ile yabancılara mülk edinme olanağı tanıyan yasal düzenleme sonunda hızla gelişme sürecine girmiştir. İlk kez Fransızlar Adaları sayfiye yeri olarak seçmişler, Türklerin yerleşmesi daha sonra gerçekleşmiştir. Adalar’ın giderek önem kazanmasına neden olan bir diğer gelişme, Adalar’la İstanbul ve Kadıköy arasında 1846’dan itibaren düzenli vapur seferlerinin başlatılması olmuştur. İstanbul’un zenginleri, azınlıklar ve yabancı uyruklular bu gelişme sürecinde Adaları bir sayfiye yeri haline getirmişlerdir. Bu gelişme sonunda İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri, Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi olmuştur. ( 1861 ) Heybeliada’da bugün mevcut olan Özel Rum Erkek Lisesi ise; 1913 yılında çıkarılan ‘Tedrisatı iptidaiye’ kanununda, özel okulların durumu ile ilgilidir. 1915 te yayımlanan Mekatibi Hususiye Talimatnamesiyle özel okulların statüsü açıklığa kavuşturuldu. 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşmasının 40. Ve 41. Maddelerinde azınlıklara tanınan kültür ve eğitim hakları ile yabancı ve özel okullar çalışmalarını sürdürmektedirler.
1906 yılında kurulmuş olan İngiliz “Prinkipo Yacht Clup”, Cumhuriyet’ten sonra “Büyükada Yat Kulübü TAŞ.” Ne geçmiştir. 1937 yılında ise “Anadolu Kulübü” ne devredilerek Atatürk’ün direktifi üzerine 1926’da kurulan ve önce Ankara’da faaliyete başlayan Anadolu Kulübü’nün şubesi Büyükada olarak faaliyete başlamıştır. Adaları,İstanbul’un diğer ilçelerinden ayıran temel özelliği, bunların tümü ile kara bağlantısı olmaması, yazlık bir sayfiye yerleşimi oluşudur. Zengin doğal güzelliğiyle Marmara’nın incisi ve İstanbul’un doğal akciğerleri olan ADALAR’ın, İstanbul’un bir sayfiye, dinlence ve eğlence yeri oluşu, 20. Yy’ın başından sonradır. Prens Adaları adı ile de bilinen İstanbul Adaları Marmara denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 9 adadır. Haliç girişi ve Kabataş iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar. Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybelideki bakır madenleri de kullanılmıştı. Yine bu adada Bizansın son yapısı, Meryem’e ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.!9 yy Başlarında servis giren buharlı vapurlar ile Adlara ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştı. Büyükçe olan, yan, yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar,çamlık korularla kaplı olup plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından Eylül sonuna kadar kalabalıklaşan adalar diğer zamanlarda tenhadır.
Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır. Şehirden gelen deniz vasıtalarından ilk görülen konik siluetli Hayırsız Ada ve İkinci Yassı Ada da yerleşim yoktur. İlk durak Kınalı Adanın etrafı açık plaj olup arkasındaki koy ile meşhurdur. Burada yük arabaları dışında faytonlar çalışmazlar. Sahildeki modern küçük camii, eski, güzel konakları dikkat çeken yerlerdir. Kınalıdan sonra kayalık sahilleri ile Burgaz adası yer alır. Her adada bulunan Yelken ve Su Sporları kulüplerinin ilki ve meşhuru buradadır. Roman yazarı Sait Faik Abasıyanık adada yaşarken yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kafe olmuştur.Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, özel Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada ikiz tepeleri arasında Deniz lisesi üst binası bulunurken öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde halen öğrenim yapılmayan Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adasına bakan tarafta halk plajı ve Deniz kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamların içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahları adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylarında da nispeten hareketlidir. Yıl boyu açık Halki Palas Oteli 19 yy. ortalarında beri servis vermektedir.
1995 yılında yenilenmiş ve tüm modern imkanlara kavuşturulmuştur. Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Adadır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşılabilir. Ancak bir saate dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Ali Plajı şahane bir koyda bulunmaktadır. Yanı başındaki Dil burnu mesire alanı ile tercih edilen güzel bir yerdir. İskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19 yy. eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren 4 oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar Adaları gezenlerde unutulmaz anılar bırakır. Sonraki Sedef adası, sakinlerinin dışında gelenlere, plajı ile açıktır.
Adalar nüfusu;19. Yüzyıl ortalarından beri artış göstermiştir. 1840 yılında Adalar nüfusu 1816 iken 1865 yılında 6000’e ulaşmıştır. Adalardaki nüfus, değişik zamanlarda yapılan sayımlara göre şöyledir:
1927 - 11691 Sivriada1950 - 15405,
1960 - 19834,
1970 - 17600,
1980 - 18232
Adalar, özellikle yazları yoğun bir iç turizm hareketine sahne olmakta ,bu nedenle de nüfus yaz mevsiminde önemli artış göstermektedir. Nüfus yazın, kış mevsimine göre 10 katına yakın artmakta , hafta sonlarındaki artış, bunu da geçmektedir. Evler, daha çok yazlık (ikinci ev) olarak kullanılmaktadır.Yerleşik nüfusun bir bölümü İstanbul’da çalışmakta ve vapurla günübirliğine kente gidip gelmektedir.
 
ÖNEMLİ YAPILARDAN ÖRNEKLER:
BÜYÜKADA;KAYMAKAMLIK BİNASI (HACAPULOS KÖŞKÜ ): RUM YETİMHANESİ (PRİNKİPO PALAS): ANADOLU KULÜBÜ BİNASI : İKİZ YAPILAR: (CASTELLİ EVLERİ) SPLENDİT OTELİ : GÜNTEKİN KÖŞKÜ: CON PAŞA KÖŞKÜ: (JOHN AVRİMİDİS’İN EVİ) AYA YORGİ MANASTIRI : AGOPYAN KÖŞKÜ: (Çankaya Oteli )
HEYBELİADA;DENİZ LİSESİ HAZIRLIK BÖLÜMÜ: DENİZ LİSESİ : HALKİ PALAS OTELİ: ÖZEL RUM ERKEK LİSESİ (ESKİ RUHBAN OKULU): GÜRPINAR KÖŞKÜ : İNÖNÜ EVİ (MAVROMATİS KÖŞKÜ) : AHMET RASİM EVİ :
BURGAZADASI;SAİT FAİK ABASIYANIK MÜZESİ: GÜVENÇ EVİ (ÖĞRETMENEVİ):
KINALIADA; TAŞCIYAN YALISI : NEDÜRYAN EVİ 


AVCILAR

Atatürk Evi Avcılar İlçesi doğusunda Küçükçekmece gölü ve Küçükçekmece İlçesi, batısında Yakuplu ve Esenyurt beldeleri, kuzeyinde Bahçeşehir beldesi ve yine Küçükçekmece İlçesi; güneyinde ise Marmara denizi ile çevrelenmiş ve yaklaşık 3.600 hektar yani 36 milyon m2'lik bir yüzölçümüne sahiptir. İlçe İstanbul'a 27 km uzaklıkta olup; TEM otoyolu ile E-5 (d-100) karayolu ilçe sınırları içinden geçmekte ve ilçeyi adeta üç parçaya bölmektedir. Osmanlı Devleti'nin 1453 yılında İstanbul'u alması ile şehirde önemli gelişmeler oldu. Fatih Sultan Mehmet İstanbul ve çevresindeki Rum Ahalisine zulüm ve baskı yapmayarak, onlarla uyum içerisinde birlikte yaşamayı düşünerek, onların haklarını koruyan yasalar çıkardı. Ayrıca savaş esnasında zarar gören yerleri tez elden imar edilme emri verdi. Gofla deresinin ağzındaki bu küçük balıkçı köyü savaştan zarar görmese bile Ayazmasının düzeltilmesi için para harcandığı belirtilmiş, Küçükçekmece'ye bağlanan yolun devamlı kullanılan bir yol olması nedeniyle yol düzenlemesi yapılmıştır.
Çünkü ordular için en geçerli yolun yarım burga mağaralarının arka tarafı olduğu bilinir, nedeni buralarda köprüler bulunmasıdır. Tarih birçok yapıda nedense Küçükçekmece ve Büyükçekmece'den bahsetmemiştir. Osmanlıların Bizansı yenmesiyle İstanbul'un çevresine Türkler yerleşmeye başladılar. Türkler Büyük ve Küçükçekmeceye yerleşirken Gofla deresinin ağzına yerleşmek istemiyorlardı. Çünkü Türklerin eskiden beri geçim kaynakları, tarım ve hayvancılığa dayandığı için bu balıkçı köyünde oturmak istemediler. Sarayın ve çevresinin yiyecek ve giyecek ihtiyacı çoğunlukla dışarıdan karşılanmaktaydı. Özellikle son yıllarda gemilerle getirilen mallar Küçük çekmece ve Gofla Deresine boşaltılıyordu. Rumların balıkçı köyünde, getirilen mallar için bir depoları vardı. Ambarın bekçiliğini de askeri bir komutan yapmaktaydı. Bu balıkçı köyü halkı, Yunan Krallığı'nın kurulmasıyla pek ilgilenmemişler, hatta 1877-1878 yıllarındaki Türk-Rum savaşında herhangi bir taraflı tutum içerisine girmemişlerdir. 1890 yıllarında Rum köprüsünün üst kısımlarına Mısırlı kaval Ali'nin mülk edindiğini görüyoruz. Bu şahıs buraya Aminagos adını vermiştir. Ancak burası fazla gelişmeden olduğu gibi kalmıştır. Bu çiftliğin ortasından geçen küçük bir yol gittikçe genişlemiş ve Küçükçekmece köprüsüne bağlanmıştır.
Genişleyen bu yolun önemi gittikçe artmış ve Avrupa'ya bağlanan bir yola dönüşmüştür. Cumhuriyet sonrası devirde, 1924 yılında Ambarlı köyü Rumları 40-50 hane olarak Türkler ile değiştirildi. Rumlardan boşalan yerlere askeri ambarların yerleştirilmesi nedeniyle bu mezkun yere Ambarlı denildi. Buraya Türklerin yerleşmesiyle tarımcılık daha önem kazanmıştır. 30 Ağustos 1922 günü büyük zaferle sonuçlanan mücadelenin Lozan'daki sulh anlaşması tüm dünya milletlerince kabulün'den sonraki dönemde, 1924 yılında Ambarlı köyü Rumları 40-50 hane olarak Türkler ile değiştirilmiştir. Göltarafı8 yılında 35 hanelik yeni bir göçmen grubu, Ambarlı'nın kuzeyinde bulunan 12.000 dönümlük Amindos Çiftliği'ni satın alarak (şimdiki Avcılar) çiftliğin binalarına yerleşmişlerdir. 1934 yılında çiftliğin nüfusu artarak köy hüviyetini almıştır. 1924 yılında Rum Ahalisi'nin gitmesinden sonra Yunanistan‘ın Selanik çevresinden Türkler getirilerek buraya yerleştirildi. Gelen Türkler Rum evlerine girdiler. Ve Rumların ibadet yeri olan kiliseyi 1928 yılında camiye çevirdiler. Buraya gelen Türkler balıkçılıkla uğraşmaya başladılar. Ambarlı köyünün İstanbul'a yakınlığı nedeniyle önemi gittikçe arttı. Çünkü ülkenin kalkınma seyri gittikçe artarken şehirlere yakınlık sebebiyle enerji ve petrol tesisleri kuruluyordu. Böylece İstanbul'un önemli bir enerji üretim merkezi olmuştur. 1938 yılından sonra Mustafa Kemal Paşa Mahallesi'nde askeri birlikler yerleşmiş ve uzun seneler burada kalmışlardır. Hatta, o günlerde burada birde havaalanı bulunmaktaydı. Ambarlı'nın tarihinin, önemli yerleri bir bir kaybolmaya başlar.
Kiliseden döndürülen cami 1977 yılında karşısına yeni bir cami yapılarak yıkılmıştır. Ayazma ve Bizans zamanından kalan bazı kalıntılar bile yok olmuştur. Rumlardan kalan bazı evler bile yok edilmiş yerlerine beton yığıntılar yapılmıştır. Oysa 1950'li yıllarda sakin bir dinlenme yeri olduğunda Bal Mahmut adıyla anılan bir otel yapılmıştır. Bu yerin denizi, buraya ziyaret için gelen gemilerin pislikleriyle kirlenmiş, ayrıca kıyıları talan edilmiştir. Avcılar merkezine Bulgaristan'dan getirilen Türkler yerleştirildi.Burası kısa zamanda büyük bir yerleşim merkezi oldu. Daha sonra burada bulunan küçük çiftliklerin köy halini alıp yerleşim alanların çoğalmasıyla buraya Avcılar denmiştir. Av hayvanlarının bulunduğu sonbaharda özellikle kuzeyden gelen bıldırcın sürüleri çok sayıda avcının ilgisini çekmiştir. 1970 yılından sonra Avcılar çok hararetli bir dönem geçirir. İstanbul da başlayan istimlak olayı ile insanlar bu bölgeye akın etmeye başlamıştır. Bu bölgede çok hızlı bir nüfus artışı görülmüştür. Kısa zamanda köylüler ellerindeki tarlaları emlakçılar tarafından parselleterek satmışlardır. Satılan arsalar üzerinde konutlar yapılmaya başlanmış, yeni yeni mahalleler oluşmuş ve Avcılar çok geniş bir alana yayılmıştır. Avcılar'da sanayi de hızla gelişip büyüdü. Çok sayıda sanayi kuruluşları oluştu. Ambarlının batısında yakıt dolum tesisleri, elektrik üreten termik santrali vardır. Firuzköy yolu'nun sağında ve solunda sanayi tesisleri bulunmaktadır.
Avcılar ilçesinin E-5 Kara yolu üzerinde bulunması, ilçeye büyük hareket kazandırır.Londra Asfaltı'nın sağında, büyük bir alana yayılan İstanbul Üniversitesi'nin pek çok önemi vardır. Avcılar İlçesinde 9 mahalle bulunmaktadır. İlçemizin E-5 TEM otoyolu ile yan yolları haricinde 29 caddesi ve 746 sokağı bulunmaktadır.;
NÜFUS DURUMU
Avcılarda Türkiye'nin her bölgesinden gelen insanlar Avcılara yerleşmiş bulunmaktadır. Hızla gelişen ilçemizin nüfusu da hızla artmakta ve inşaat sektörü bölgenin en kuvvetli sektörlerinden biri olmaya devam etmektedir.1934 yılında 340 kişi olan nüfusu 1940 yılında 2122 kişiye çıkmıştır. 1945 yılında yani 2. Dünya Savaşı sırasında ise nüfusu 1730 kişi olmuştur. Zaten 1945 yılında nüfusunun bu kadar artmasının nedeni olarak da bölgeye yerleştirilen askeri birlikler olduğu sanılmaktadır. Çünkü savaştan sonra nüfus birden 1130 kişiye düşmüştür. Avcılar İlçesinde 1950 yılına kadar nüfus artışı genel değerlerin altında kalmışsa da bu artış 1950 yılından sonra hızlı bir ivme kazanmıştır. 1959 yılında yakıt dolum tesislerinin yapılması: 1964 yılında TEK Ambarlı Termik santralinin kurulması bu nüfus artışını etkileyen ilk faktörler olmuştur. Günümüze doğru gelindiğinde, örneğin 1990 yılında bölgenin nüfusu Göltarafı 126.282 kişi olmuş; 1997 yılı nüfus sayımında ise bölge 210.831 kişilik bir yerleşim durumuna gelmiştir. Son olarak 2000 yılında yapılan Nüfus sayımına göre ilçemiz 235.113 nüfusa sahiptir. Avcılar İlçemiz 1966 yılında Belde Belediye statüsüne kavuşmuştur. Son muhtar ve ilk belediye Başkanı Yusuf Korlu’dur. 1966-1980 yılları arasında müstakil belediye olarak kalmış 1984 tarihinde ise Belediye teşkilatı kaldırılarak Büyükşehir statüsünde Bakırköy İlçe Belediyesine bağlı Şube Müdürlüğü haline getirilmiştir. Bu statüsü K.çekmece İlçe Belediyesine bağlı olduğu sürede de devam etmiştir. Avcılar, 03,06,1992 gün ve 21. 247 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, 27.05.1992 gün ve 3.806 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İlçe statüsüne kavuşmuştur.
İDARİ DURUMU
İlçe ye bağlı köy ve bucak bulunmamaktadır. Avcılar ilçesi 10 mahalleden oluşmaktadır.
SAĞLIK DURUMU
Avcılar İlçesi İstanbul ili Bakırköy, Küçükçekmece ilçeleri ile ilişkilidir.Yakın geçmişe kadar sosyal yönden ilçenin pek canlı olduğu söylenemez ancak bu durum son yıllarda hızla değişerek yapı kooperatifleri aracılığı ile yoğun bir yapılaşma ve İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsünün olması ilçemizde sosyal hayata canlılık getirmiştir. Ambarlı ve Denizköşkler Mahalleleri sahil şeridindeki eğlence merkezleri ve entel pazarı yaz aylarında canlılığa neden olmaktadır. Buralara daha çok eğlenmek amacıyla ilçe dışından gelenlerin olduğu gözlenmiştir. Avcılar İlçesinin Merkez Sağlık Ocağı ve her mahallede sağlık ocağı vardır. İlçenin çeşitli yerlerinde çok sayıda klinik ve büyük özel hastaneler açılmıştır. Bunlar ilçede yaşayan insanların ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılamaktadır. Devlete bağlı diğer sağlık kuruluşları da mahallelerdeki sağlık ocaklarıdır. Avcılarda 5 özel hastane bulunmakta ve toplam yatak kapasiteleri 303’ dür. Ayrıca 6 klinik ve poliklinik, 9 sağlık ocağı ve 1 AÇS/AP Merkezi, Firuzköy’de ise SSK dispanseri ve Gümüşpala Mahallesinde Kızılay Şubesi bulunmaktadır. Ayrıca 78 adet eczanemiz sağlık hizmetlerini sunmaktadırlar.
EĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU
Avcılar İlçesinde bir çok Eğitim-Öğretim kurumları vardır.Bu kurumların içinde, İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü büyük öneme sahiptir.Kampüste Mühendislik, Veterinerlik, İşletme Fakülteleri, Teknik Bilimler Yüksek Okulu bölümleri ile eğitim vermektedir.Diğer eğitim kurumları olarak 30 adet özel ve resmi olmak üzere ilköğretim, lise 4 özel anaokulu 5 yurt 18 kuran kursu bulunmaktadır.Ayrıca İngilizce, motorlu taşıtlar, bilgisayar, müzik muhasebe vb. olmak üzere 12 adet özel kurs, 16 adet özel dershane ve Avcılar Halk Eğitim Merkezi olmak üzere toplam 29 adet eğitim merkezi faaliyetlerini sürdürmektedir. İlçenin her türlü sosyal faaliyetlerin düzenlendiği Kültür Merkezimizde görsel ve işitsel sanat dalında ücretsiz birçok yörelere ait folklor tiyatro, resim-heykel, seramik, takı tasarımı modern dans, müzik. alanında kurslar verilerek, çeşitli etkinlikler gösterime sunulmaktadır. Yine bu merkezin kütüphanesi halkın hizmetinde olup, sinema ve tiyatro sahnesinde çeşitli oyun ve filmler gösterime sunulmaktadır. İlçenin 4 özel sinema salonu da faaliyettedir. Marina
TURİSTİK YERLER
Alibey Çiftliğinde Osmanlı padişahlarının avlanma kulübeleri, Osmanlı döneminden kalma çiftlik harabeleri, sahil şeridi boyunca çok keyifli yürüyüş alanları, İstanbul Üniversitesi içinde “ketova” denilen bölge (tatlısu kaynağı ve ağaçlar), Daha çok firuzköy ve göl çevresi boyunca günübirlik piknik alanları, sahilde kesiminde yat limanı marina, çeşitli balık lokantaları, yazları entel pazarı, yine sahil tarafında gelecek kuşaklara bir eser bırakmak amacıyla ; Selanik Koca Kasım mahallesi, Islahane caddesinde bulunan ve orijinaline sadık kalınarak 2000 yılında açılışı yapılan atatürk’ün doğduğu ev “atatürk evi” çeşitli il ve ilçelerden gelen misafirlerimiz için ziyaret yerleridir. 


BAĞCILAR

Bağcılar İstanbul'un Avrupa yakasında yer alan Bağcılar, Avrupa-Asya aksı üzerinde, Edirne-Ankara arasında yapılmış olan, Türkiye'nin en önemli otobanı TEM'in geçiş yolu üzerindedir. 1992 yılında Bağcılar, Mahmutbey, Kirazlı ve Güneşli semtlerinin birleştirilmesi ile Bakırköy'den ayrılarak ilçe olur. Bu yerleşimlerin kayda değer bir tarihi geçmişi yoktur. Bilindiği kadarıyla Balkanlardan gelen Türkler yörenin ilk sakinlerini oluşturur. Bugün İstanbul'un 4. büyük ilçesi haline gelen Bağcılar, artık önemli bir ticaret ve sanayii merkezidir. Başta tekstil, gıda, metal ve basın sanayii gibi önemli sektörler olmak üzere değişik amaçlı atölyeler, ticarethaneler ve İSTOÇ, Oto-Center, Massit gibi ticaret merkezleri burada yer alır. 2000 yılı itibariyle bu sektörlerde 20.000'i aşkın işletme faaliyet göstermektedir. Ülkemizin büyük basın kuruluşlarından Hürriyet, Milliyet, Meydan, Dünya, Akit ve Yeni Asya gazetelerinin matbaa ve yönetim merkezleri Bağcılar Belediye sınırları içindedir. Alt yapı sorunlarını en aza indirmiş, çevreye duyarlı, hızla modern bir kentleşme modeli çizen Bağcılar'da artık yüzler gülmekte, geleceğe umutla bakılmaktadır. Aktif nüfusun üçte birinin ilk ve orta öğrenimde okuyan 120.000 öğrenciden oluştuğu düşünülecek olursa, Bağcılar'ın geleceğinin aydınlık olduğu aşikardır.

Yerleşimi çok eski dönemlere uzanan Bağcılar Belediyesi; Bakırköy ilçesine bağlı Bağcılar; Mahmutbey, Kirazlı ve Güneşli semtlerinin birleştirilmesi ve 1992 yılında Bakırköy' den ayrılarak 3806 sayılı yasa ile kurulmuştur. Yönetsel yapısı itibarıyla bilinen en eski İstanbul yerleşimlerinden Mahmutbey Nahiyesi 11 köyü barındırmaktaydı.İstanbul Belediyesi İstatistik Müdürlüğünce yayınlanan İstanbul Şehri İstatistik Yıllığı 1930 -1931 adlı yayında Mahmutbey Nahiyesi şöyle verilmektedir. Avas köyü, Ayapa Köyü, Ayayorgi Köyü, Çıftıburgaz Köyü, Vidos Köyü ve Yenibosna Köyü. Bunlardan Ayapa, Kirazlı, Litros Esenler, Vidos Güngören, Ayayorgi Kayabaşı Nifos Kocasinan ve Çıftıburgaz ise Bağcılar olarak günümüzün yerleşimlerini oluşturmaktadır. Bu yerleşimlerin bilinen tarihi geçmişleri yoktur. Günümüzde Bağcılar ilçesini oluşturan zeminde tarihi esere Bağcılar pek rastlanmamaktadır. Cumhuriyet döneminde Balkanlardan göçen Türklerin yerleştirildiği bu bölgeler yapılarıyla birlikte isimlerini de Türkleştirmişlerdir. İstanbul ilinin Avrupa yakasında, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan Bağcılar, Avrupa - Asya aksı üzerindedir. Edirne - Ankara arasında yapılmış, Türkiye' nin en önemli otobanı olan E - 80 (TEM) oto yolunun O-2 güzergahı ile bu güzergahın, D-100 (Eski E-5) oto yolunun, güney - batı ve kuzey - doğu ekspres bağlantıları arasındaki Bağcılar ilçesi bir geçit özelliği taşımaktadır.Batıda Küçükçekmece, kuzeyde askeri arazi ve Esenler, doğuda Güngören, güneyde ise Bahçelievler ilçeleri ile çevrili Bağcılar ilçesi 22 km2 alana kuruludur. Bağcılar ilçesinin yol dokusu, İstanbul'un yol dokusu ile bütünlük arz etmektedir. Doğu - Batı yönünde uzanan E - 80 (TEM) oto yolu ve D - 100 otoyolları ekspres yol bağlantısı iledir. En önemli kuzey - güney ikinci ana ulaşım Mahmutbey asfaltıdır.

Günümüzde 2554 Cadde ve Sokağın hemen hepsinde yaya kaldırımı mevcuttur, yollar asfalt ve kilittaşı kaplama olarak yapılmıştır. Yapılan kavşak ve yol genişletme ve iyileştirme çalışmaları ile kent içi ulaşımda olumsuzlukları ortadan kaldırılmıştır. İstanbul' un merkez ve diğer ilçeleriyle ulaşımında İETT ve Halk Otobüsleri yanında, minibüsler ile toplu taşıma hizmeti yürütülmektedir. İstanbul' un en hızlı nüfus artışının görüldüğü Bağcılar ilçesi, son yıllardaki göç hareketleri ile resmi rakamlara göre 558,435 kişi olan nüfusun çok çok üzerinde kişi barındırmaktadır. Resmi makamının bu konudaki açıklamalarına göre günümüzde Bağcılar ilçesinde 600,000 kişi üzerinde insan yaşadığı sanılmaktadır. Ayrıca Mahmutbey MİA (Merkez iş alanı) Bölgesinin ticari yapılaşmasının tamamlanması halinde nüfus yoğunluğunun çok daha büyük boyuta ulaşacağı açıktır. İstanbul' un en önemli ticaret ve sanayi merkezlerinden biri olan Bağcılar İlçesi' nde günümüzde iplik dokuma, gıda, taş ve toprak, metal ve basın sanayi çeşitlenmesi, küçük - büyük atelyeler, ticarethaneler ile ticaret merkezleri bulunmaktadır.Bugün bu sektörlerde toplam 52,750 işletme faaliyet göstermektedir. Bu Bağcılarda bulunan bina bağımsız bölüm sayısının 1/3 üne denk bir orandır. Ülkenin büyük basın kuruluşlarından Hürriyet, Milliyet, Meydan, Dünya, Akit ve Yeni Asya gazeteleri matbaa ve yönetim merkezleri Bağcılar İlçesi' ndedir. Son yirmi yıla kadar % 72' si kültüre elverişli tarım alanı olan Bağcılar İlçesinde günümüzde tarım alanları, mera ve otlakların yapılaşmaya bağlı olarak yok olması n Dr.Sadık Ahmet Parkı edeni ile hiç kalmamıştır.

EKONOMİSİ ve NÜFUSU; İstanbul'un en önemli ticaret ve sanayi merkezlerinden biri olan Bağcılar İlçesi'nin günü müzde iplik,dokuma,gıda,taş ve toprak,metal ve basın sanayi çeşitlemesi,küçük-büyük atölyeler,tiçarethaneler ile ticaret merkezleri bulunmaktadır. Ülkenin büyük basın kuruluşlarından Hürriyet,Milliyet,Meydan,Dünya,Vakit ve Yeni Asya gibi ulusal gazeteleri Matbaa ve yönetim merkezleri Bağcılar İlçesi'ndedir. Son yirmi yıla kadar %72'si kültüre elverişli tarım alanı olan Bağcılar İlçesi'nde günümüzde tarım alanları mera ve otlakların yapılaşmaya bağlı olarak yok olması nedeniyle hemen hiç kalmamıştır
 

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=